Rekabet Kurumu/Külle: Çalışmaların tamamlanması tüm e-ticaret ekosisteminin COVID-sonrası döneme sağlam bir geçiş sağlayacak

08/04/2021 16:23:22


Rekabet Kurumu Başkanı Birol Külle, çalışmaların tamamlanmasının  tüm e-ticaret ekosisteminin COVID-sonrası döneme sağlam bir geçiş  sağlayacağını vurguladı.

Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, TOBB E-Ticaret Meclisi'nin 8 Nisan 2020 tarihli toplantısında yaptığı konuşma şöyle:

"Öncelikle şahsıma böyle kritik bir zamanda elektronik ticaret  alanındaki güncel gelişmeleri değerlendirmek ve politika tarafındaki  faaliyetlerimizi anlatabilmek adına sağladığınız fırsat için  teşekkürlerimi sunarım. Bugün sizlere Rekabet Kurumu olarak dijital  ekonomide kendimizi nasıl konumlandırdığımız, üzerimize düşen  sorumluluklar, bugüne kadar yaptıklarımız ve daha da önemlisi,  önümüzdeki dönemde gerçekleştireceğimiz ajandamızı anlatmaya  çalışacağım.

Bu bağlamda, evvela COVID-19 ile hızlanan dijitalleşmenin dünyada  rekabet hukukunun uygulanmasına dair bir süredir devam eden  tartışmalara nasıl ivme kazandırdığı ile başlamak yerinde olacaktır.

Böylece, e-ticaret’in de bir parçası olduğu dijitalleşmenin genel  ekonomiye ve elbette tüketicilere hem kısa vadede hem de uzun vadede  fayda sağlaması için yeni rekabet politikası araçları/mekanizmaları  kurgularını daha kolay anlayabiliriz.

Dijitalleşme bugün toplumları dönüştürürken rekabet hukukunun  uygulayıcılarına ve genel rekabet hukuku rejimine, tüm dünyada  tarihinin en ciddi kurumsal yenilik imtihanını verdirmektedir. Her ne  kadar dijital platformların her bir tüketiciye dair topladığı  verilerle birer “dijital kopyasını” çıkarması  geleneksel piyasalarda  hayal edilemeyecek şekilde her bir varlığı (coğrafi yerler gibi) ve  hareketimizi “verileştirme”si yalnızca rekabet hukukunun problemi  olmasa da çözümünde öncü rolü üstlenmek durumundadır.

Takdir edersiniz ki rekabet hukukunun var oluş sebebi iktisadi  zenginliğin yoğunlaşmasının kontrolüdür. Ortaya çıkışını ve bu var  oluş sebebini belki en kısa ve öz anlatan cümle ise 20. Yüzyılın  başlarında doktrinin kurucularından ABD Yüksek Mahkemesi  yargıçlarından Louis Brandeis’ındır: “Demokrasiye sahip olabiliriz, ya  da zenginlik birkaç zümrede toplanmış olabilir, ama her ikisi birden  mümkün değildir.” Maalesef bugün bu tezat –yani demokrasi ve iktisadi  zenginliğin yoğunlaşmasının bir arada olamayacağı- artık geçerliğini  yitirmiştir.

Özellikle gelişmiş ekonomilerde sektörel yoğunlaşmalar, büyük  teknoloji firmalarının aşırı büyümesi ve pek çok kritik sektördeki  yüksek fiyatların herhangi bir ekonomik gerekçe olmaksızın  kalıcılaşması kamu politikası yapıcıları üzerinde ciddi baskı  yaratmaktadır. Piyasaya yeni girişler sürekli azalmaktayken yerleşik  şirketler pek çok sektörde gittikçe azalan sayıda rakiple  karşılaşmaktadır. Bu ise iş dinamizmini sekteye uğratmaktadır. Eğer  rakiplerinizin inovasyon yeteneği yoksa sizin de inovasyon için  çabalamaya güdünüz olmayacaktır.

Diğer taraftan, yapılan araştırmalarda teşebbüslerin büyüme  oranlarında da asimetrinin yaygınlaştığı, gittikçe daha az sayıda  şirketin hızlı büyümeden istifade edebildiği görülmektedir. Ülkelerin  toplam çıktısına genç şirketlerin yaptığı katkıya bakıldığında ise bu  oranın da artması beklenirken tam tersi sürekli azaldığı  görülmektedir. Özellikle bu yeni/genç girişimlerin büyük ölçekli  yerleşik teşebbüslerce devralınması trendi bu azalmanın en önemli  sebebidir. Bu talihsiz trendlerin temsil edildiği sektörlerin başında  ise teknoloji ile ilaç ve biyotek gelmektedir.

Dijital platformlar bugün toplam tüketimin yarısından fazlası için  aracılık etmektedir. Bu bağlamda işleyişlerinin güvenli olması, erişim  koşullarının ayrımcı olmaması, şeffaflıktan yoksun olmaması genel  ticari faaliyetlerin aksamaması için elzemdir.

Rekabet hukuku bildiğiniz üzere temel olarak “pazar gücü” kavramı  etrafında şekillenmiştir. Teknik olarak, “fiyatları ve diğer rekabet  parametrelerini rakiplerden ve tüketicilerden bağımsız belirleyebilme  kabiliyeti” olarak tanımlanan bu ana kavrama daha derinden  baktığımızda büyük dijital platformlara ve özellikle de verileştirme  stratejileriyle veri ve gizlilik politikalarının nasıl rekabeti bozma  aracı olarak kullanıldığını daha net anlarız. Bu endişemiz yalnızca  bireysel tüketici haklarının korunmasını da kapsayan ancak ondan çok  daha ciddi boyutta meselelere işaret etmektedir.

IMF’nin geçtiğimiz ay yayımlanan “Yükselen Pazar Gücü” başlıklı  raporunda da vurgulandığı üzere, artan pazar gücünün iki açıklaması  olabilir: başarılı girişimcilik yani iş zekası ya da rekabetteki  zararlı azalma yani sektörel yoğunlaşma, giriş engelleri ve etkin  rakiplerin pazarda büyüyememesi. Az önceki Brandeis’ın tezatındaki  gibi bunların ikisi bir arada olamayacağına göre, sorumlu kimdir?     
Bu sorunun cevabını vermeden evvel bir grup başka akademik çalışmada  da tüm dünyada inovasyonun üretkenlik ve verimlilik yaratma  kabiliyetini yitirdiği, reklamcılık ve verinin iş modellerinin  merkezine alan birkaç platformca şekillendiği, genel olarak fiziksel  yatırımların azaldığı ve karlılık artarken sermayenin genel refahı  artıracak şekilde artmadığını ortaya koyduğunu ifade etmeliyim.

Peki nedir çözüm? Hem IMF Raporu’nda hem de pek çok başka  çalışmada içinde bulunulan bu kötü vaziyetin ilacının daha güçlü  rekabet politikası olduğu savunulmaktadır.

Bildiğiniz gibi piyasa, teoride, “tüketici egemenliği”ne tabidir. Yani piyasalar tüketicilerin ihtiyaç ve isteklerini karşılamak üzere  işler. Ancak dijitalleşme ile birlikte bu egemenliğin yönünün birkaç  dijital platform lehine tersine dönmesi riski ortaya çıkmaktadır. Elbette ekonomik sistem “ticari” bir meyildedir ve tüm aktörleri daha  bireyci seçimlere ve motivasyonlara yönlendirir. Bunda dizayn olarak  bir beis yoktur.

Fakat “büyük veri” ile birlikte bireyin seçimlerinin ve  motivasyonlarının opak algoritmalarla şekillenmesi, büyük platformlara  ticari ve hatta hayati olarak “bağımlı” durumdaki teşebbüslerin  başarılarının da bu platformların takdirinde olması hiçbir iktisadi  sistemde sürdürülebilir kılınamayacak bir durumdur.

Esasında piyasalar ve toplum arasındaki dengeyi en etkin biçimde  çözme aracı olarak dizayn edilen rekabet politikası, tıpkı iktisadi  kuvvetler gibi esnek ve dinamiktir. İçtihata ya da katı lafza  sıkışmayan, ihtiyaç ve koşullara senkronize ayak uyduracak ve hatta  pek çok piyasada rekabeti geliştirecek bir rejim olarak  kurgulanmıştır.

Bu bağlamda, Kurumumuzca önümüzdeki dönemde büyük dijital  platformların “bekçi” rolü oynadığı piyasalarda “tüketici  egemenliği”ni yeniden geçerli kılmak ve platformlardaki tüm aktörler  için rekabeti geliştirmek adına spesifik mevzuat reformları ve  politika araçları geliştirilmektedir.

Bu çalışmalar bizleri hem dijitalleşmenin hızlandığı son bir yılda  adil bir rekabet düzeninin tesisi için muktedir kılmıştır hem de  çalışmaların tamamlanmasıyla tüm e-ticaret ekosisteminin COVID-sonrası  döneme sağlam bir geçiş sağlayacaktır. Avrupa’da dijital platformların  aracılık ettiği işlemlerin toplam değerinin yılda %35 büyüyeceğine  dair projeksiyonlar göz önüne alındığında e-ticaret’in ülkemizde doğal  payının da henüz yakalanmadığını da düşünürsek sürecin yönetiminin  önemi daha iyi anlaşılacaktır.

Dijitalleşmenin refah artırıcı yönetiminde esas gaye “adil” ve  “yarışmacı” bir rekabet ortamını sağlamaktır. Açarsak  ticaret  aksamadan tüketicilerin ya da KOBİ’lerin kendilerini kesintisiz  güvende hissettiği, bekçi konumundaki platformların yerleşik olmanın  verdiği gücü sömürücü ve dışlayıcı şekilde kullanmadığı, verilerle  ilgili tüm süreçlerin şeffaf olduğu ve daha da önemlisi verilerin  taşınabilirliğinin sağlandığı bir yapılanma arzulanmaktadır.

Bu bağlamda, şeffaf olmayan ve kontrolsüz “verileştirme” ile  reklam dahil ilgili tüm piyasalardaki negatif etkileri önleme ve çözme  görevi pek çok ülkede yeni mevzuat ile hızlanacaktır. Geleneksel  piyasalara kıyasla platformların pazar gücü kullanımı daha karmaşık  şekillerde ortaya çıkmaktadır.

Örneğin çok daha eşsiz bir fiyatlama gücü (reklamlar dahil) var  olup çoğu zaman, özellikle reklamlarda, yaratılan değer de muğlaktır. Rekabet hukuku bakımından en ciddi tehlike ise giriş engellerinin  sürekli yükselmesiyle bu gücün süreklileşmesidir. Biraz önce  bahsettiğim gibi büyük platformların atipik olarak ağ etkilerini  sürekli içselleştirme ve pek çok ilişkili piyasaya yayılma  potansiyelleri mevcuttur.

Bu ise ilgili pek çok piyasayı rekabete kapatabilmektedir. Bu  bağlamda da hem Kararlarımızda hem de diğer çalışmalarımızda gerek  kalite rekabeti gerekse de tüketicinin sömürülmesi hususları ilgili Pazar tanımları ve davranış analizlerimizde dikkate alınmaktadır.

Yeni düzenlemeler ile özellikle pazar gücü olan platformların  belli kriterlerle tanımlanması ve iş modellerine göre  değerlendirilmesi, karinelerin yoğunlaşmış sektörlerde  sıkılaştırılması, platformlara belli yükümlülükler getirilmesi ve  ispat standardı ile yükünün etkinlik sağlayacak şekilde kurgulanması  gibi yenilikler rekabet otoriteleri için yeni dönemde daha etkin  müdahalelerinin önünü açacaktır.

Dolayısıyla geleneksel piyasalarda ihtiyaç duyulmayan bazı hukuki  enstrümanlar ve normlar dijitalleşme ile birlikte önem kazanmaktadır. Şöyle ki  geleneksel bir piyasada ölçek ve kapsam ekonomilerinin bir  sınırı varken platformlarda ölçeğe göre artan getiri ilk girenin  neredeyse yenilmez olması riskini doğurmaktadır. Bu aktörler başta  inovasyon ürünü olsa da zamanla inovasyonu tekelleştirecek davranış ve  stratejiler uygulayabilmektedir.

Bunda en büyük pay şüphesiz “sıfır fiyatlı” görünen ancak  tüketicilerin verileriyle ödeme yapmalarına dayalı çok taraflı iş  modelidir. Makine öğrenmesi ile reel zamanlı olarak sürekli veri  toplama ve profilleme yapılmasına dayalı bu sistemde yerleşik  platformun alt ve üst pazardaki tüm aktörlere ticaret koşullarını  dikte etmesi kaçınılmaz olmaktadır.

Kurumumuzun dijital platformları konu alan son dönem inceleme ve  soruşturmalarında da, yerleşik platformların rekabeti sınırlayan  davranış ve uygulamalarının, tüketiciler, platformların ticari  kullanıcıları ve rakip platformları etkiler şekilde, tüm tedarik  zincirine derinlemesine nüfuz ettiği tespit edilmektedir.

Bu inceleme ve soruşturmalarda, az önce belirtilen geleneksel araç  ve kuralların bu pazarlardaki rekabet sorunları ile mücadelede  yetersiz kaldığı savını destekler bulgular elde edilmekte, bu  tespitler ülkemizde dijital piyasalara yönelik olarak rekabet hukuku  kurallarını tamamlayıcı nitelikte öncül (ex ante) düzenlemeler yapma  ihtiyacını perçinlemektedir.

Bahsi geçen ihtiyaca pek çok rekabet otoritesinin de  çalışmalarıyla eğildiği, Komisyon nezdinde bu yönde “Digital Markets Act” adı altında yasa tasarısı hazırlandığı ve 15 Aralık 2020  itibarıyla somut yasalaştırma adımlarına geçildiği görülmektedir. Benzer mevzuat hazırlıklarının İngiltere ve Almanya başta olmak üzere Avustralya, Japonya ve Hindistan gibi ülkelerde de sürdüğü  görülmektedir.   

Dijitalleşmenin tüketiciler başta olmak üzere toplumun tüm  kesimleri bakımından sayısız faydası olmakla birlikte, bu faydaların  uzun dönemde de korunması bakımından yerleşik platformların az önce  bahsi geçen yeni nesil dışlayıcı ve sömürücü davranışlarının  engellenmesi, pazarlara girişlerin mümkün olan azami ölçüde korunması  gerekmektedir.

Bu bilinçle Rekabet Kurumu dijital piyasaları çok yönlü olarak  mercek altına almıştır. Bu kapsamda dijital piyasalardaki dönüşümün  gün yüzüne çıkardığı rekabet sorunlarının hızla tespit edilerek,  bunlara yönelik olarak gerekli ve zamanlı politika adımlarının  atılmasını teminen Kurumumuzca da “Dijital Piyasalara İlişkin Mevzuat Çalışması” başlatılmıştır.

Bu kapsamda ele alınan ana platform hizmetleri arasında yer alan  “aracılık hizmetleri” ve “çevrim içi reklamcılık” alanlarında devam  eden sektör incelemelerinden de faydalanılacaktır. Aracılık hizmetleri  pazarının önemli bir alt pazarını oluşturan e-ticaret aracılık  hizmetleri alanında faaliyette bulunan e-pazaryeri platformlarına ve  çevrim içi reklamcılık pazarına yönelik olarak yürütülen sektör  incelemeleri bu alanlardaki rekabet sorunlarının tespit edilmesi  bakımından önemli bileşenler olacaktır.

Henüz tüm paydaşlarla diyalog içinde olunmak suretiyle hazırlık  süreci devam eden mevzuat çalışmalarında Sayın Meclisinizin tüm  üyelerinin görüş ve katkılarına da bekliyoruz. “E-Pazaryeri Platformları Sektör İncelemesi”ne ait Ön Rapor bu ay içerisinde  kamuoyu görüşüne açılacaktır.

Raporda  sektörün önde gelen çok kategorili e-pazaryerlerinden  temin edilen bilgiler, bu oyunculardan alışveriş yapan tüketicilere ve  bu kanalda satış yapan satıcılara yönelik gerçekleştirilen anketlerden  elde edilen bulgular eşliğinde pazardaki rekabet koşulları ve  gelişimi, teşebbüslerin pazardaki konumu ve uygulamaları masaya  yatırılmakta, (i) platformlar-arası, (ii) platform-içi ve (iii)  tüketiciler boyutuyla olası rekabet sorunları ve bunlara bağlı endişe  düzeylerine yer verilecektir.

2021 yılı Ocak ayında başlatılan, “Çevrim içi Reklamcılık Sektör İncelemesi”nde ise gelinen noktada, son dönemde birçok ülkenin  gündeminde olan bu alanda çalışmalar yürütmüş olan Almanya, Fransa, Birleşik Krallık, Japonya’nın raporları incelenmiş, konuya ilişkin  literatür taramaları tamamlanmış, sektörde faaliyet gösteren sektör  dernekleri, reklam ajansları, reklam verenler ve diğer sektör  paydaşları ile görüşmeler yapılmıştır. Literatür taraması ve paydaş  görüşmelerinden elde edilen bilgiler ışığında sektörde faaliyet  gösteren yayıncılara, aracılara ve reklam verenlere yönelik bilgi  talepleri ile tüketici anketi hazırlıkları devam etmektedir.

Konuşmamın başında geleceğe yönelik yaklaşımımızın kilit olduğunu  vurgulamıştım. Peki tüm bu mevzuat çalışmaları ve kapasite geliştirme  ile hedeflediğimiz rekabet hukuku-piyasa düzeni ilişkisi nasıl  olacaktır? Öncelikle, önümüzdeki dönemde fiyatın yanında kalite,  inovasyon ve tüketici tercihlerinin korunması da birer rekabet  parametresi olarak Kararlarımızda daha fazla yer bulacaktır.

Birleşme ve devralma rejimimizde gerek bildirim kriterleri ve usul  açısından gerekse de yatay ve dikey yoğunlaşmaların incelenmesinde  esasa dair geliştirmeler yapılacaktır.

Özellikle inovasyona sekte vuracak veyahut da sömürücü  davranışları kolaylaştıracak tipteki devralmaların yıllarca tüm  dünyada otoritelerin radarın kaçması ülkemizde de bu tür politika  geliştirme ihtiyacını ivedi kılmıştır.

Doğru ve hızlı kararlar için ispat yükü daha adil paylaşılacak,  yeni zarar teorileri ile herhangi bir rekabet endişesinin test  edilmemesi ihmali önlenecektir. Tüm bunların yanında Kurum olarak  sürekli kapasite geliştirme ve politika üretme, çevresini de besleyen  bir varlık olma bilincimizle paydaşlarımızın işlem maliyetlerini de en  aza indireceğiz.

Sözlerime son vermeden evvel tüm bu çalışmalarımızın ve  kararlarımızın yegane hedefi  ülkemizdeki inovasyon momentumunu  hızlandırması, tüm etkin girişimcilerimizin platformlara erişiminin  garanti altına alınması, istihdam ve yatırım gibi yalnızca sağlıklı  rekabetin olduğu ortamlarda gerçek kılınabilecek faydaların  yaratılmasıdır. Yapılan son analizler 2020’de %40’lar oranındaki  global FDI (0’dan yapılan yabancı direkt yatırımlar (greenfield))  azalmalarının tersine döndüğünü, hizmet sektörlerinde yeni e-ticaret  fırsatlarının arttığını, özellikle uluslararası e-ticaretin ivme  kazanacağını ortaya koymaktadır.

Oyun alanının rekabetçi olmasıyla her ölçekten oyuncunun bu yeni  ve büyüme sınırı küresel olan ticari fırsatlardan istifade etmesi  sağlanacaktır. İdeal piyasa yapısı çok oyunculu, rekabet baskısının  sürekli iyileşme getirdiği, büyümenin bir ya da iki oyuncuya münhasır  olmadığı, yenilik başarısı gösteren bir teşebbüsün yerleşiklerce  kopyalanmadığı, devralınmadığı bir yapıdır.

Maalesef tüm dünyada bu yapının tesisi henüz sağlanmış olmaktan  uzaktır. “İdeal olan ile realite arasındaki uçurum fazla geniş  olduğunda sistem yıkılır” sözünü hatırlatarak bitireyim.

Gerek geçtiğimiz yılki Kanun değişikliğimiz gerekse de yürüyen  çalışmalarımız, daha da önemlisi fedakâr ve güçlü kadromuz ile  ideal-realite örtüşmesini başaracağımızın garantisidir.

Bir başka vesileyle tekrar görüşlerimizi paylaşma fırsatı  dileğiyle her birinize beni dinlediğiniz için şükranlarımı sunarım."

*Sizlere daha iyi bir deneyim sunmak için haberleri yapay zeka ile formatlıyoruz. Bu işlemde problem olduğunu düşünüyorsanız haberin orijinal haline bu linkten ulaşabilirsiniz: Formatsız versiyon

Yorumlar